Kırlardı şavkına vurulduğumuz kırlardı bağrında uyandığımız
Şimdi kent tenhalığında sarhoş atlar gibiyiz.
Kan tutmuş gerçeklerin iz sürücüsü gözlerdir
Kırıldı su yoruldu toprak...
Şimdi hangi çınara sırtımı dayasam geride yalnızlığım kalıyor
Kentlerin evvel zaman hikayeleridir dilimde dalgalanan.
Karartılmış bedenlerin işkence sonrası hali canlanıyor ölü suretlerinde.
Kırlardıı şavkına vurulduğumuz kırlardı bağrında uyandığımız
Ve bir kadın kanatıyor rahmini gözlerimi kanatırcasına.
Sustu mahşeri kalabalıklar
Tanrıların sofrasında şarap
Toprağımda kan sunakları nehir nehir sınırlar aşarak
Ve hoyratça akıyor hala.
Kırlardı şavkına vurulduğumuz kırlardı bağrında uyandığımız
Sevgili vuruldu dalımdan bedenim.
Öykünüşlerden geçyor varıyorum tehcirime
Bilinmezliğime...
Şahidimdir şu dağlar şahidimdir kırağı düşmüş toprak
Sungular içinde aşkı doğuruyorsun avuçlarıma.
18 Ocak 2012










